Hakkımda

hasan-tahsin-gungor

1953 yılında Samsun’da dünyaya geldim. Aslen Sürmene’liyim. Kendimi bildiğim günden bu güne kadar her zaman etrafımda öğrenmeme ve gelişmeme katkıda bulunan insanlarla bir arada olma şansım oldu. İlk hocalarım annem Emine Hanımefendi ve babam Arslan Beyefendi idi. Kendimi keşfetmemin ve gelişmemin yolunu onlar açtı. Çocukluğum sevgini, saygının, anlayışın ve huzurun olduğu bir ortamda geçti. Bu değerler ile büyüdüm ve bu değerle ile yaşamımı sürdürüyorum.

İlk okul hocalarım Yusuf ve Şaziye Balkan, orta ve lise öğrenimimi yaptığım Ata Koleji’nde efsane müdürümüz Faik Dranaz, Ahmet Bağışgil, İstanbul İstisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde Ord. Prof. Reşat Kaynar, Prof. Tamer İşgüden, İstanbul Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nda Müzik Aletleri Yapımı Bölümünün kurucusu Cafer Açın kişiliğimi ve gelişimini şekillendiren hayatıma anlam ve değer katan Hocalarım oldular. Sadece onlar mı, adlarını sayamadığım yüzlerce hocam, ilham kaynağım ve mentorum olan kişiler, gelişimimde doğrudan veya dolaylı rol aldılar, alıyorlar. Bu nedenle kendimi çok şanslı bir insan olarak görmekteyim.

İş hayatını ve müşteriyi ilk tanımam 6 yaşından 10 yaşıma kadar okul dışı zamanlarımda gittiğim, rahmetli babamın dükkanında gerçekleşti. Dükkanda akşamları soba etrafında babam ve arkadaşlarının yaptıkları iş dünyası, tarih ve politika üzerine olan sohbetlerin, zihnimi ve algılarımı açtığını yıllar sonra fark ettim.

Satış işi ve satıcılık ile tanışmam, 11 yaşımda iken İstanbul Fatih semtinde Çarşamba günleri kurululan semt pazarında “iç çamaşırı tezgahında” çalışırken gerçekleşti. Bu öğrenme süreci, İstanbul Yeşildirek piyasasında devam etti. Yaz aylarında gerçekleşen bu çalışmalar, ailemin “adam olma” hadefime ulaşmam için sağladığı ortamlar sayesinde oluştu. Öğrenme ve gelişim sürecim devam ediyordu.

Liseyi bitirip, üniversiteyi kazanamayınca –ki üçüncü denememde başarabildim- kendimi İstanbul Bankalar Caddesinde, dekoratif aydınlatma sektöründe faaliyet gösteren bir firmada, buldum. Yıllar sonra bu firmaya ortak olacağımı ve firmayı yöneteceğimi bilmeden, öngörmeden.

İlk üniversitemde okuduğum yıllar, ülkemiz için ve özellikle gençlik için çok zor yıllardı. Ekonomi, siyasal ve güvenlik alanlarında ülkemiz ciddi sıkıntılar yaşıyordu. Bu ortamda, İİTİA’sinin İktisat-Maliye bölümünden mezun oldum.

Ardından profesyonel iş hayatım başladı. Turizm sektöründe yer alan bir firmanın muhasebesinde görev yapmaya başladım. Bu dönemde Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nda Cafer Açın Hocayı tanımam, yaşantıma yeni bir yön verdi. iki yılı misafir, üç yılı üniversite öğrencisi olarak toplam beş yıl, Cafer Hocanın tezgahında hem ağacı hem de kendimi törpüledim, yonttum. Bir yandan, ikinci mesleğim olan Lütiyeliği öğrenirken, diğer yandan da değişik malzemeleri kullanmayı, tasarlamayı, yaratmayı öğrendim. Bu bilgiler sonraki yıllardaki iş hayatımda ve halen yaptığım danışmanlık işinde bana çok değer kattı ve beni farklılaştırdı.

Konservatuarda okurken, ilk yurt dışı iş fırsatını İtalya merkezli bir inşaat firmasında iç denetçilik görevi ile yakaladım. Firmam beni Büyük Sahra’daki şantiyesinde görevlendirdi. İki yılım Libya ve İtalya ekseninde geçti. Bu nedenle beş yıl okuduğum Müzik Aletleri Yapımcılığı eğitimimi diplomasız ama işini bilen bir yetenek olarak sona erdirdim.

1983 yılında hayatımın en önemli, halen devam eden ve yaşantım boyunca devam etmesi için üzerinde çok ciddi çalıştığım yeni bir dönemine girdim; Arzuman Hanım ile evlendim. Bir sene sonra, hayatımızın eseri ve anlamı olan kızımız dünyaya geldi. Kızım Nihan Serra ile olan birlikteliğimi aynı zamanda iş arkadaşı olarak da sürdürmekteyim ve bu alanda yepyeni tecrübeler kazanmaktayım.

Evlendiğim yıl işimi de Türkiye’ye taşıyarak yeni büyümekte olan bir Holding’te Mali İşler Koordinatörü görevime başladım. Bir sene sonra Dış İlişkiler Koordinatörü görevine atandım. Sorumluğum Holding’i mevcut yurt dışı pazarlarında temsil etmek ve yeni pazarlara taşımak idi. O yıllarda popüler olan Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarlarında daralmalar başlamıştı. Yeni pazar arayışları beni ve firmamı Uzak Doğu’ya taşıdı. Çin ve diğer Uzak Doğu ülkeleri ikinci yaşam alanımı oluşturdu. O tarihlerde bu coğrafyayı bilen ve iş yapan bir kaç kişiden bir olmuştum.

Profesyonel iş yaşantım 1987 yılına kadar devam etti. Çalışma tarzım, tempom ve ürettiğim sonuçlar beni bilinen bir kişi haline getirmişti. Bu sayede Hong Kong’lu bir yatırımcının teklifi ile Türkiye’de yapacakları tekstil yatırımlarında yerli ortak oldum ve profesyonel iş yaşatımdan girişimci, yatırımcı iş yaşantıma geçmiş oldum.

Kendim ile ilgli bir çok hedefim vardı. Bunlardan biri de iş hayatına çok erken başladığım için genç yaşta emekli olmak ve ikinci mesleğim olan müzik aleti yapımcılığını hobi olarak sürdürmek idi. Bireysel bir üretim ve yaratma faaliyeti olan bu işin beni çok mutlu edeceğini hep hayal etmiştim. Bu hayalimi 1996 yılında gerçekleştirdim.

Bu hedefe ulaşmanın mutluğunu ve gururunu yaşarken içinde bulunduğum yeni durum kısa süre içinde bende yeni bir sıkıntı yarattı. Her sabah erken kalkıp işe giden ve iş arkadaşları ile birlikte çalışan bir insanken bir anda kendimi tek başına bir insan olarak bulmuştum. Sevdiğim ve yetenekli olduğum bir iş yapmama rağmen insanlarla birlikte çalışarak sonuç üretmeye alışmış biri olarak tek başıma çalışmaya alışamadım. Boşlukta idim. Gerçekleştirdiğim hedefimin gerçekçi olmadığını o zaman anladım.

Yeni bir geçişe ihtiyacım vardı. Yeni bilgiler ve beceriler edinmek ve bunları paylaşmak beni her zaman motive etmiştir. Bu motivatörüm, geçmişten getirdiğim farklı sektörlerdeki tecrübelerim ve birikimlerimle birleşince yeni faaliyet alanımı bulmuş oldum: KOBİ boyutundaki sanayi işletmelerine sanayicilik tecrübemi aktarmak; yani danışmanlık yapmak. Çevremden de beni çağıran davetler vardı. Yeniden yapılanma danışmanlığına başladım. Emekli olmak bana göre değilmiş, anladım.

1998’den bu yana İş Kavramları Danışmanlık Hizmetleri şirketinde, insan kaynakları ve iş süreçlerine yönelik yapılanma, tasarım, gelişim ve eğitim faliyetlerini işe yarar hale getirmeyi amaç edinmiş şirketlere, bu yönde destek olan bir danışmanlık hizmetini çok donanımlı ve değerli iş arkadaşlarımla yurt içinde ve dışında vererek, çalışmalarımı sürdürüyorum.

Danışmanlık faaliyetlerimi, aynı zamanda TTI Success Insights, The Complete Leader ve Odyssey Danışılan Danışman kuruluşlarının bir üyesi kimliğim ve bilgi birikimim ile gerçekleştiriyorum.

Odyssey Danışılan Danışman Sertifika Programı ile sektöre yeni Danışılan Danışman’lar yetiştirerek, aynı ekolden yetişmiş Danışılan Danışman’ların oluşturduğu bir grubu sektöre kazandırmak misyonu ile çalışmaktayım. Yakın bir gelecekte Odyssey Danışılan Danışman Sertifika Programını uygulayan yeni Ustalar’ı yetiştirmek vizyonu ile yolculuğumu sürdürmekteyim.

Sivil Toplumun gücüne inanan bir kişi olarak yaşantım boyunca birçok sivil toplum örgütü kuruluşunda ve yönetiminde aktif rol aldım. Halen Aydınlatma Türk Milli Komitesi üyesiyim.

Yanısıra, ülkemizde öncü ve yerel bir öğrenim kültürünün toplumda yayılmasını sağlamak misyonu ile çalışan, kuruluşunda aktif rol aldığım TEGEP Eğitim ve Gelişim Platformu Derneği’nin Yönetim Kurulu üyesiyim.

Son olarak, 2009 yılından günümüze sorumlululuğunu üstlendiğim bir görevimde bahsetmek istiyorum. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde İş Yaşamı isimli bir dersi vermekteyim. Gençlerimizi okul sıralarında iş hayatına hazırlayan bu derste, bilgilerimi ve birikimlerimi bir müfredat çerçevesinde paylaşarak, sınıf arkadaşlarımla birlikte gelişimimi sürdürmeye devam ediyorum.

Yıllardır gözlemlerimi, duygu ve düşüncelerimi yazıya dökmekteyim. Çok azını özel ortamlarda paylaştım. Yazılarımı yayınlamam konusunda çok teşvik gördüm; sonunda bu Blog oluştu ve Ekim 2015 tarihinde sizlere ulaştı. Her zaman, farklı olanı yapma eğilimim, Blog’un içeriğini ve bölümlarini yarattı. Sınıf Arkadaşlarım ve Sizi Dinliyorum bölümlerinin birer ilk olduğunu düşünüyorum. Yazdıklarımı okuduğunuzda eski tarihli olanlara rastlayacaksınız. Onlar arşivimden seçtiklerim. İyi okumalar diliyor ve okuduğunuz, duygu ve düşüncelerinizi paylaştığınız için şimdiden teşekkür ediyorum.

Sevgi ve saygılarımla,

Hasan Tahsin Güngör

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *