Danışılan Danışman Olmak

Odaya girdiğinde ilk dikkatimi çeken, kolları ile sarmalayıp göğsüne bastırarak sıkı sıkı tuttuğu iki klasör oldu. Sanki özenle büyüttüğü yavrusunu sarmalamış gibi idi. Karşıma oturmadan önce kuçakladığı dosyaları, hizalayarak yan yana masa üstüne koydu. Özenle hazırlanmış oldukları duruşlarından belli olan klasörlerin birinin üzerindeki “Kurumsal Yetkinlik Sistemi” yazısını okuduğumda, aklımdan “Çok derin ve kapsamlı bir sistem olmalı…” düşüncesi geçti.

“Biz geçen sene Yetkinlik Sistemimizi kurduk ve pilot uygulama ile sistemi hayatımıza aldık” diye söze başladı. “Ancak danışmanlık hizmeti aldığımız firma, kurduğu sistemi uygulamaya almada ve çalışanlarımıza benimsetmede beklenen sonucu yaratmadı. Projeyi durdurmak zorunda kaldık.” diye sürdürdü konuşmasını. Konuşurken zorlanıyordu. Neyi, ne kadar anlatması gerektiğini, içinde bulundukları durumu, sebeplerini düşünüyor olmadı idi. Projelerinin nasıl başladığını, neler yaptıkları, uygulamada ne gibi sıkıntılar yaşadıklarını uzun uzun anlattı. “Bu yıl yarım kalan projemizi yeniden hayata geçirme kararı aldık. Firmanızı ve çalışmalarınızı duymuştuk, bir arkadaşımız da sizlerle görüşmemizi tavsiye etti. O nedenle sizi davet ettik. Bu projeyi tamamlamamızda bize nasıl yardımcı olabilirsiniz?” cümleleri ile sözlerini tamamladı.

12 Aralık 2015 tarihli yazım yukarıdaki ifadelerle başlıyordu. Piyasalarda yaşanan hızlı değişimlere karşı, birçok kurum sahip oldukları farklı kaynakları iyileştirmek ya da bu kaynakları daha etkin kullanmak için organizasyonel yapılarını, kurum kültürlerini ya da insan kaynaklarını geliştirecek/iyileştirecek/yeni oluşturacak projeleri tasarlamak ve hayata geçirmek için danışmanlarla işbirliği yapmaktadırlar. Bu danışmanları seçerken ince eleyip, sık dokumaktalar ve zor kararları vermekteler. “İhtiyacları en iyi şekilde karşılayacak, hayallerindekini uygulanabilir gerçeğe dönüşterekcek, çalışan ve fayda sağlayan sistemi kuracak olan danışman kim olmalı? Kime danışacağız?”

Çalışma hayatının her alanda karşılaştığımız “danışmanlar” kartvizitlerinde isimlerinin altında bu ünvanlarını Türkçe veya İngilizce olarak havalı bir şekilde yazıyorlar.

“Danışman” terimi Türk Dil Kurumunca, “belirli bir konuda bilgi ve uzmanlık sahibi olan, bilgi ve görüşlerinden yararlanmak üzere görevlendirilen kişi” olarak tanımlanmaktadır.

“Danışılan Danışman” ise tarafımdan oluşturulmuş ve geliştirilmiş bir mesleki terim. Bu terim, danışma ihtiyacı içinde olan kişinin, danışmak için ilk aklına getirdiği kişiyi ifade ediyor.

Danışan kişi, Danışılan Danışman’ı; bilgisi, bilgiyi aktarış şekli, bilmediği konuyu araştırması ve/veya bir bilenini bulması, danışan ile bileni biraraya getirmesi özelliklerinden ötürü diğer danışmanlardan farklı bir yere konumlandırır. Danışan kişinin çevresinde başka danışmanlar olmasına rağmen Danışılan Danışman’ı tercih eder. Bu tercihin sonucu olarak Danışılan Danışman sürekli araştırır, öğrenir, aktarır, gelişir, geliştirir ve danışan kişi için vargeçilmez bir kaynak, rehber olur.

Danışılan Danışman olmak; bilgi, beceri deneyim sahibi olmanın yanısıra bir tutum, davranış ve danışmanın kendisini konumlandırma biçimidir.

Odyssey Danışılan Danışman Yolculuğu Sertifika Programımız sayesinde Danışılan Danışman’larımızın oluşturduğu networkümüz hızla büyümeye devam ediyor.

Siz de yaptığınız işin Danışılanı olmanın önemine inanıyorsunuz, sizi Danışılan Danışman networküne davet ediyorum. Lütfen buyurun…

Melek İnsan Fatma Yengemiz…

Bugün 31 Aralık 2016. 2016 hepimiz için çok kötü bir yıl oldu. Üstüne üstelik son günü ailemize kötü bir sürpriz yaptı. Yengemiz, melek insan Fatma Gürhan dün Florance Nightingale Hastahanesinde geçirdiği beyin ameliyatı sonrası yoğun bakımda iken vefat etti.

Ölüm, kabullenilmesi çok zor bir gerçek. Dün saat 16:00 civarlarında, hastahanede bu haberin şokunu yaşarken, bizi bir odaya davet ettiler. Vicdan Ceylan isimli bir görevli bize vefat sonrası bilgileri verdi ve “organ nakli için onay verir misiniz?” diye sordu. Melek insan Fatma Yengemiz sağlığında bu vasiyeti yapmış olduğu için eşi kayınbiraderim Ali ve iki evladı hemen onaylarını verdiler. Ailemizde ilk defa böyle bir durumu yaşayacaktık, Fatma Yengemiz sayesinde.

Continue reading “Melek İnsan Fatma Yengemiz…”

Sanayide Kadın Yönetici ve Duygusal Zeka…

 

26 yaşındaki Gizem Baran’ı Sarten Ambalaj’ın Silivri fabrikasını ziyaretimiz sırasında tanıdık.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde yer alan ETAM Endüstri Ürünleri Tasarımı Uygulama ve Araştırma Merkezi adına Profesör Süha Erda ile birlikte yaptığımız bu ziyaretin amacı, sanayi üniversite işbirliğini gerçekleştirerek Sarten’e ürün tasarımı ve geliştirmesi konularında nasıl destek verebileceğimizi görüşmek idi.

Continue reading “Sanayide Kadın Yönetici ve Duygusal Zeka…”

Nazım Hikmet

“Uluslararası terminale de uğruyorsunuz, değil mi­?”

“Hangi havayolu? Nereye gidiyorsunuz?”

“Türk Hava Yolları, İstanbul.”

…sen yanmazsan ben yanmazsam biz yanmazsak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…

Bir yandan direksiyonu iki eli ile kavrayıp yola dikkatini veriken, diğer yandan da benimle konuşan otobüs şöförünün ağzından çıkan bu sözler üzerine donup kalmıştım.

Continue reading “Nazım Hikmet”

Aşkım

“Aşkım, çıplak ayakla taşlara basma, ayaklarının altı yanacak.” Okuduğum kitaptan başımı kaldırıp sesin geldiği yöne baktığımda çimenler üzerinde çıplak ayakla, benim bulunduğum yöne doğru koşarak gelen 3-4 yaşlarında çok sevili, tombiş bir kız çocuğunu gördüm. “Ben biliyorum, bişey olmaz” diyerek, sol tarafımda yer alan parke taşlar ile döşenmiş yola doğru koşmaya devam etti. Anne sevgi dolu ifade ile kızını uyarıyor, doğru olanı öğretiyordu.

Continue reading “Aşkım”

Danışman mı, Danışılan mı olmak?

Odaya girdiğinde ilk dikkatimi çeken, kolları ile sarmalayıp göğsüne bastırarak sıkı sıkı tuttuğu iki klasör oldu. Sanki özenle büyüttüğü yavrusunu sarmalamış gibi idi. Karşıma oturmadan önce kuçakladığı dosyaları, hizalayarak yan yana masa üstüne koydu. Özenle hazırlanmış oldukları duruşlarından belli olan klasörlerin birinin üzerindeki “Kurumsal Yetkinlik Sistemi” yazısını okuduğumda, aklımdan “Çok derin ve kapsamlı bir sistem olmalı…” düşüncesi geçti.

Biz geçen sene Yetkinlik Sistemimizi kurduk ve pilot uygulama ile sistemi hayatımıza aldık” diye söze başladı. “Ancak danışmanlık hizmeti aldığımız firma, kurduğu sistemi uygulamaya almada ve çalışanlarımıza benimsetmede beklenen sonucu yaratmadı. Projeyi durdurmak zorunda kaldık.” diye sürdürdü konuşmasını. Konuşurken zorlanıyordu. Neyi, ne kadar anlatması gerektiğini, içinde bulundukları durumu, sebeplerini düşünüyor olmadı idi. Projelerinin nasıl başladığını, neler yaptıkları, uygulamada ne gibi sıkıntılar yaşadıklarını uzun uzun anlattı. “Bu yıl yarım kalan projemizi yeniden hayata geçirme kararı aldık. Firmanızı ve çalışmalarınızı duymuştuk, bir arkadaşımız da sizlerle görüşmemizi tavsiye etti. O nedenle sizi davet ettik. Bu projeyi tamamlamamızda bize nasıl yardımcı olabilirsiniz?” cümleleri ile sözlerini tamamladı.

Continue reading “Danışman mı, Danışılan mı olmak?”

John Butler

John ve Imelda Butler’ları 2005 yılının Haziran ayında Sidney’de gerçekleşen TTI Success Insights‘in uluslararası konferansında tanıdım. John ile el sıkışarak bir birimize isimlerimi söylerken bana “Bu yıl ne kadar satış yaptın” dedi. Şaşırmıştım, “Danışman olmadan önceki işin vergi müfettişliği miydi?” sorusu ile cevap verdim. Gülüştük.

Açık, doğrudan, samimi ve sonuç odaklı kişiliğini; danışmanlık felsefesi ve deneyimi ile harmanlamış etrafındakilere bilgi ve neşe saçan bir insandı. “Profesyonel olarak uzman görüşü sağlayan kişi…” ifadesi ile yaptığı danışmanlık tanımı onun işine bakışını ve kişiliğini çok net olarak ortaya koymakta idi.

Continue reading “John Butler”

IF by Rudyard Kipling ve Gençler

Gençleri tanımak ve onlarla çalışmak, insana çok farklı bakış açısı ve yaklaşım kazandırıyor. Duygu ve gerçeklik yüklü bu arkdaşlarımız aslında EQ’nun birer canlı göstergeleri. Onların davranışlarını ve verdikleri mesajları anlamak, yorumlamak bizlere birçok bilgiyi kazandırıyor, öğretiyor. Yeterki onlara bu gözle bakabilelim. Gençler ile yoğun iletişim içinde olanlar bu duyguyu her zaman yaşıyorlar. Gençler, onlara yaşattıklarımız ve onlarda yarattığımız değerler için her fırsatta takdirlerini dile getiriyorlar.

Continue reading “IF by Rudyard Kipling ve Gençler”