Danışman mı, Danışılan mı olmak?

Odaya girdiğinde ilk dikkatimi çeken, kolları ile sarmalayıp göğsüne bastırarak sıkı sıkı tuttuğu iki klasör oldu. Sanki özenle büyüttüğü yavrusunu sarmalamış gibi idi. Karşıma oturmadan önce kuçakladığı dosyaları, hizalayarak yan yana masa üstüne koydu. Özenle hazırlanmış oldukları duruşlarından belli olan klasörlerin birinin üzerindeki “Kurumsal Yetkinlik Sistemi” yazısını okuduğumda, aklımdan “Çok derin ve kapsamlı bir sistem olmalı…” düşüncesi geçti.

Biz geçen sene Yetkinlik Sistemimizi kurduk ve pilot uygulama ile sistemi hayatımıza aldık” diye söze başladı. “Ancak danışmanlık hizmeti aldığımız firma, kurduğu sistemi uygulamaya almada ve çalışanlarımıza benimsetmede beklenen sonucu yaratmadı. Projeyi durdurmak zorunda kaldık.” diye sürdürdü konuşmasını. Konuşurken zorlanıyordu. Neyi, ne kadar anlatması gerektiğini, içinde bulundukları durumu, sebeplerini düşünüyor olmadı idi. Projelerinin nasıl başladığını, neler yaptıkları, uygulamada ne gibi sıkıntılar yaşadıklarını uzun uzun anlattı. “Bu yıl yarım kalan projemizi yeniden hayata geçirme kararı aldık. Firmanızı ve çalışmalarınızı duymuştuk, bir arkadaşımız da sizlerle görüşmemizi tavsiye etti. O nedenle sizi davet ettik. Bu projeyi tamamlamamızda bize nasıl yardımcı olabilirsiniz?” cümleleri ile sözlerini tamamladı.

Continue reading “Danışman mı, Danışılan mı olmak?”